İlginizi Çekebilir
propaganda
  1. Ana Sayfa
  2. Nedir
  3. Sürdürülebilir Yaşam Nedir?

Sürdürülebilir Yaşam Nedir?

sürdürülebilir yaşam

Sürdürülebilir Yaşam Nedir: Sürdürülebilirlik, ekolojiden çevreye, beslenmeden tarıma, temiz hava ve sudan erişilebilir doğal kaynaklara, iş yaşamından teknolojiye kadar pek çok disiplini içinde barındıran bir kavramdır. Çevreyle uyum içinde yaşama, doğal denge ve kaynakları koruma, doğadan aldığımızı yerine koyabilme ve gelecek nesillere daha yaşanılabilir bir dünya bırakma öğretisini benimser.

Dünyanın ve üzerindeki canlı-cansız tüm paylaşımcıların aslında var olan arz talep dengesinin talep yönünde hızlı artışı sonucu bozulmasıyla 2000’lerden sonra çokça duyar olduk sürdürülebilirlik kavramını. Sürdürülebilirlik, kentleşme ve modern yaşamın getirdiği kolaylıklar karşısında bozulan doğal dengenin yeniden inşasına yönelik bir bilinçlenme hareketidir.

Artan nüfus, artan talepler ve bunun karşılığında sınırlı kaynaklar bilinçli insanları çözüm yolları aramaya itti. Bu da ekonomik, çevresel ve eğitsel tabanları olan bir sosyal bilimin doğmasına yol açtı. Çevre ile uyum bilinci belirli çevrelerce her zaman benimsenmesine rağmen, sürdürülebilirlik kavramı bugünkü anlamıyla ilk kez 1972 yılında Stockholm’de toplanan Birleşmiş Milletler İnsan Çevresi Konferansı’nda gündeme gelmiştir. Konferans sonunda 26 maddelik Çevre ve Gelişim bildirisi yayınlanmıştır.

300 yıl önce başlayan ve etkileri hala devam eden endüstri devrimi, 4600 milyar yılda oluşan doğal kaynakları hızla bozmakta ve tüketmektedir. Endüstri devrimi ile yeniden şekillenen yerleşim biçimleri ve üretim sistemleri tarım ve su kaynaklarının doğal dokusunu bozmuştur. Büyüyen kentler tarım arazilerine taşmış, kırsaldaki doğal ve üreten nüfus tüketici sınıfına kaymıştır. Bugün, 300 yıl öncesine göre 1,5 katı daha fazla tüketiyoruz. Eğer ABD dışındaki tüm nüfusun tüketim miktarı ABD kadar olsaydı 5 dünyaya daha ihtiyacımız olurdu. Bu devasa uçuruma 2020’ye kadar bir milyar insanın daha ekleneceğini varsayarsak bizleri bekleyen açlık, susuzluk, kirlilik, salgın hastalıklar gibi felaketleri öngörebiliriz. Şu andaki yoğun tarım uygulamaları 2025’e kadar dünyadaki tarım alanlarının %5’inin çoraklaşmasına ve 2,8 milyar insanın su sıkıntısı çekiyor olmasına neden olacaktır. Türkiye’de yakın gelecekte su fakiri bölgeler arasına gireceği düşünülen ülkeler arasındadır.

Bozulan çevre, kirlenen hava ve su kaynakları, iklim değişiklikleri, toplumlar arası adil olmayan ulaşılabilir temiz gıda ve su dengesi, eşit eğitim, iş ve sağlık hizmetleri hepsi sürdürülebilirlik kavramının içindedir. Bu yönüyle bozulan bu dengeyi yeniden onarmak yalnızca bireylerin değil, iş ve eğitim dünyasının ve elbette siyasetçilerin de gündeminde olmak zorundadır.

Çevre ve insan ilişkisi basit görünümünün dışında artık çoklu bilimler yolu ile yeniden dengeye oturtulabilir. Doğayı ve çevreyi korurken ekonomik kalkınmanın da sürdürülebilir olması şarttır. Çünkü gelecek nesiller için temiz gıda ve havanın yanında yeni iş imkânları ve daha gelişkin teknoloji de gereklidir. İşte bu hassas dengeyi sağlamak için fosil yakıt yerine güneş ve rüzgâr gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını yaygınlaştırmak, geleneksel tarım için verim artırıcı destek programları geliştirmek, artan tüketim hevesini azaltmak, doğadan aldığımızı tekrar yerine koyabilmek gerekmektedir.

Yorum Yap

Yorum Yap