arama

Hümanizm Nedir?

  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş
  • paylaş

Hümanizm Nedir: Etik ve adalet kavramlarıyla beraber; insan aklını temel alan, doğaüstü ve batıl inanışlar dâhil olmak üzere her türlü kavramı yadsıyan ve insancılığı savunan dünya görüşüne hümanizm denir. Felsefe ve pratikte tamamen insani değerlere odaklanan bir yaklaşım olmakla beraber antihümanist olan düşüncelerin tamamını dışlar.

Hümanizm Tarihçesi

M.Ö. 6. yüzyılda yaşamış olan ve hümanist düşüncenin temelini atmış olan Xenophanes ve Thales hemen hemen aynı düşünceleri savunmuştur. Thales bu konuda ‘kendini bilmek’ kavramını dünyanın merkezine oturtmuş, Xenophanes ise yaşadığı dönemdeki tanrıları reddetmiştir. Her iki düşünür de mutluluğu sadece evrende somut olan şeylere yüklemiştir. Bu iki düşünürün ardından gelen Anaksagoras ise bilimsel yöntemlerle hümanizme katkıda bulunmuştur. Öğrencisi olan Perikles ise özgür düşünceyi ve demokrasiyi savunmuştur. Son olarak Demokritos ve Protagoras, bilinmezciliği benimsemiştir.

Antik Yunan kalıntılarına dayandırılan bu dünya görüşü aynı zamanda İslamiyet’in Altın Çağı’na ve Rönesans dönemine kadar incelenebilmektedir. Bununla beraber Konfüçyus ve Buddha’da da hümanist görüşlere rastlanmaktadır. Batı felsefesiyle bağlaşık olan bu düşünce 15. yüzyılda Avrupa’da yayılmaya başlamıştır. Ayrıca Yunan ve Roma kültürünün yeniden canlandırılmasıyla beraber insancılık ilkesi benimsenmiş ve İtalya’da akım başlamıştır.

Antik Roma’da Hümanizm

Hümanizmdeki değerleri farklı düzeylerde yorumlayan Romalı filozof Cicero, şüpheci bir yapıya sahiptir. Bu anlamda Tanrıların varlığının herhangi bir şekilde bilinemediğini öne sürmüştür. Ayrıca etik olan tüm değerlerin dinden bağımsız olması gerektiğini dile getirmiştir. Filozof Seneca ise hayatın anlık yaşanması gerektiğini aktarmış ve dinin doğru kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur.

Orta Çağ’da Hümanizm

Orta Çağ döneminde Avrupa’da daha çok Hristiyanlık egemenliği söz konusu olmuştur. Ayrıca dini sorgulamak isteyenler, şiddetli bir biçimde cezalandırılmıştır. Arap dünyasına bakıldığında ise daha liberal düşünceler etkili olmuştur. Bu dönemin öne çıkan ismi Ibn Rushd’dır ve günümüz İspanya’sının Cordoba kentinde yaşamıştır. Aristo’nun eserlerine yapmış olduğu yorumlarla ünlenmiştir. Öte yandan Avrupa’nın Aristo ile yeniden tanışmasında etkili olmuştur. Dini metinlerin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini her fırsatta dile getirmiştir.

Rönesans Döneminde Hümanizm

Hümanizm 14. yüzyıl ile 17. yüzyıl arasında ciddi anlamda gelişmiştir. Bu dönemde pek çok isim öncülük etmiş ve Hümanizmin gelişmesinde etkili olmuşlardır. Bu düşüncenin Rönesans dönemindeki gelişimi, aşağıdaki durumlar sayesinde gerçekleşmiştir;

  • İncil’in çok sayıdaki yerel dillere çevrilmesi
  • Kiliseden sunulan reform talepleri
  • Modern anlamdaki bilimsel metotların geliştirilmesi
  • Antik Roma ve Antik Yunan döneminde yazılan eserlerin yeniden kabul görmesi ve batılı dillere çevrilmesi

Hümanizma Nedir?

İnsanı arayan ve insana özgü olan her şeyin, dünyadaki yerinin nasıl olduğunu araştıran çalışmalara hümanizma denir. Bu çalışmalar daha çok Rönesans döneminde yapılmıştır. Ayrıca deyim olarak filolojik açıdan sürekli değerlendirilmiş olan hümanizm, en geniş anlamıyla modern insanların duygularını ve hayat anlayışını dile getiren bir akım olarak tanımlanmıştır.

Hümanizm Özellikleri

Terimsel anlam bakımından sevgi içermeyen hümanizm daha çok bilimsel ve felsefi düşünceleri temsil etmektedir. Bu kavramın Türkçedeki karşılığı ise insan ve merkezciliktir. Hümanizmde tanrı kavramı geri planda olmakla beraber çoğu zaman reddedilir ve sadece insanlara dair görüşler değerlendirilir.

Hümanizme göre doğruyu bulmak sadece bir insanın yetisi olarak düşünülmelidir. Ancak doğruyu bulma konusunda mistisizm, gizemcilik ve gelenekler gibi kanıtlarla bütünleşik olmayan uygulamalardan yararlanılmamalıdır. Sadece bilimsel yöntemlerle bu süreçlerden geçilmesi gerekmektedir. Aşırı şüphecilikle beraber otoriteyi reddeder ve kader inancına karşı çıkar. Bu sayede doğru veya yanlışlara ortak bir bilinçle algılanarak ulaşılacağını savunmaktadır.

Hümanizm bu düşünceleriyle beraber insanların diğer canlılardan daha özel olduğu düşüncesini de kabul etmemektedir. Bu konuda hümanist filozof Peter Singer, “Birçok istisna olmasına rağmen, hümanistlerin birçoğu kendilerini en büyük dogmadan özgürleştirememektedir. Hümanistler öteki canlı türlerine karşı düşüncesizce yapılan istismarlara karşı durmalıdır” sözüyle bu kavramdaki doğalcılığı belirtmektedir.

Hümanizmin İlkeleri Nelerdir?

Her insanın onurlu ve değerli olduğunu savunan Hümanizm, bireysel anlamdaki tüm özgürlüklerin artırılmasını savunmaktadır. Bu anlamda sosyal sorumlulukla beraber katılımcı demokrasi ve sosyal adalet gibi kavramların uygulanması için çalışmalar yapılması gerektiğini aktarmaktadır. Genel olarak merhamet duygusundan beslenen Hümanizm, günümüzde modern hümanistlerin düşünceleriyle desteklenmektedir. Hümanizm genel olarak bilim, doğa ve ahlak ilkeleri üzerine kuruludur.

1.Hümanizm ve Bilim İlişkisi

Her zaman sanat ve bilime vurgu yapan Hümanizm, dünyadaki bilgilerin mantıksal analizle beraber gözlem ve deneye dayandırılmasını ilke olarak benimsemiştir. Ayrıca sorunları çözmek ve ilerlemek adına en iyi yöntemin bilim olduğuna inanmaktadır. Hümanizme göre düşünceler ilk olarak mantık çerçevesinde incelenmelidir. Mantığa uymayan tüm düşünceler reddedilmelidir. Bununla beraber bireylerin sanatsal deneyimleri ve düşüncelerinin bilimden uzaklaşmaması gerektiğini sürekli olarak aktarmaktadır.

2.Hümanizm ve Ahlak İlişkisi

Hümanizmde doğru ve yanlışların varlığına inanılmaktadır. Ayrıca kural ve kanunların olması gerektiği de belirtilir. Otonom bir ahlak anlayışına sahip olan bu düşünce tarzı doktrinlere ya da dini metinlere dayandırılmamaktadır. Bu yüzden ahlaki değerlerin sadece insanlığın kalkınması adına kullanılması gerektiği söylenir.

Hümanizme göre insanlar kendi ahlak kurallarını oluşturmalı ve özgürce düşünmelidir. Bireyler bu konuda sosyal sorumluluk sahibi olduğuna inanmalı ve sorumlulukların Tanrı’ya bırakılmaması gerektiğini savunmaktadır.

3.Hümanizm ve Doğa İlişkisi

İnsanların doğanın bir parçası olduğunu savunan Hümanizm, yaşamın olduğu gibi kabul edilmesi gerektiğini savunur. Ayrıca insanlarla beraber tüm varlıkların ve elbette doğanın iyilik halini önemsemektedir.

4.Hümanizm ve Tanrı İlişkisi

Hümanist felsefe, ahlaki değerlere dayanır. İnsanların Tanrı olmadan da ahlaklı bir şekilde yaşayacağını savunmakla beraber hazır olarak sunulan öğretilerin kabul edilmemesi gerektiğini savunur. Hümanistler ayrıca iyiliğin Tanrı olmadan da var olduğunu belirtmektedir.

5.Hümanizm ve Sosyal Sorumluluk İlişkisi

Hümanizm bir felsefi düşünce olarak insanların karşılıklı saygı ve sevgi çerçevesinde yaşamasını arzulamaktadır. Var olan problemlerin de bu kriterler çerçevesinde çözülmesini savunan hümanizm, insan ideallerine saygı duyulması gerektiğini aktarmaktadır. Ayrıca insan kültürünün zenginleşmesi ve bu anlamda sosyal sorumluluğa duyulan ilginin artması gerektiğini belirtir. İnsanların zenginleşebilmesi için mutlaka dayanışma içerisinde yaşanılmasını savunan bu düşünce ayrıca barış, adalet ve umut gibi eşit fırsatların olması gerektiğini her fırsatta dile getirmektedir.

Edebiyatta Hümanizmin Temsilcileri

Hümanizmin dünyada çok sayıda temsilcisi vardır. Bununla beraber Türk Edebiyatı’nda da önemli savunucuları olmuştur.

Petrarcaİtalyan şairdir ve soneleriyle tanınmaktadır.

Danteİtalyan edebiyatının kurucusudur. En önemli eseri “İlahi Komedya’’ olarak bilinir.

VillonFransız edebiyatının kurucusu olarak bilinir.

Boccacioİtalyan yazardır. Ayrıca hikâye türünün ortaya çıkmasını sağlamıştır. Decameron isimli eseriyle tanınmıştır.

RabelaisFransız yazardır. Fantastik ve mizahi eserleriyle romanın ortaya çıkmasında etkili olmuştur.

Montaigne: Fransız yazardır. Deneme türünü ortaya çıkarmıştır.

RonsardFransız şair.

Shakespeare: Dünya ve İngiliz tiyatro edebiyatı sanatçısıdır. En önemli eserleri; Hamlet, Othello, Romeo ve Juliet, Kral Lear ve Machbeth’dir.

Cervantes: Don Kişot romanıyla tanınmış İspanyol yazar.

Türk Edebiyatı’na bakıldığında ise Hümanizmin etkileri daha çok Cumhuriyet döneminde ortaya çıkmıştır. Vedat Günyol, Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu ve Orhan Burian Türkiye’deki Hümanizmin savunucularındandır.

etiketlerETİKETLER
Üzgünüm, bu içerik için hiç etiket bulunmuyor.